5 Mayıs 2012 Cumartesi

ÇOCUKLAR İÇİN LONDRA


ÇOCUKLAR İÇİN LONDRA

Bu seneki “kızımla baş başa” tatilimiz için Ezgi ile Londra’yı seçtik. 1 mayıs salı gününün de resmi tatil olmasından yararlanarak 28 Nisan-01 Mayıs tarihlerinde Londra tatilimizi gerçekleştirdik.

Londra destinasyonuna ancak şubat sonunda karar verdiğimiz için çok hesaplı uçak bulamadık. 1 çocuk ve 1 yetişkin uçak bileti (gidiş-dönüş) için THY 1.024 TL, Pegasus 870 TL idi, biz de sözkonusu farkın hem ikram hem de Londra’daki havalimanı avantajı nedeniyle çok fark yaratmadığı için Pegasus yerine THY’yi tercih ettik. Soğuktan çekinmeyiz derseniz Pegasus’un her sene şubat-nisan aylarında bir sonraki kış dönemi için çok hesaplı kampanyaları var.

Konaklama için booking.com’dan, 4-5 ay öncesinden rezervasyon yapmak kaydıyla, hesaplı ve merkezi oteller için yer ayarlayabilirsiniz. Çocukla gidiyorsanız, önerim (underground) metro duraklarına yakın yerleri tercih etmenizdir.

Uçakların sefer zamanları çok önemli. THY’nin uçağı İstanbul AHL’nın da 10:30 kalkıyor ve Londra yerel saati ile 12:30’da Heatrow’a varıyor. Pasaport kuyruğu nedeniyle gümrük, valiz işlemleri 90 dk sürebiliyor. Dönerken de Gatwick’ten uçuyorsunuz. Hemen belirteyim ki bu iki havalimanında vergi iadesi (Tax Refund) için Travelex ofisleri var ve iade edilecek vergi tutarı için ya anında çek alabiliyorsunuz ya da 5 gün içinde kredi kartınıza iade yapılıyor. Pegasus’un uçtuğu Stansted’de ise bu ofis yok ve kredi kartınıza yatması için ilgili belgeleri havalimanındaki “kutuya atıp” 3-4 ay bekliyorsunuz.

Heatrow’dan Londra merkeze 4 alternatif önerebilirim.
1) taksi ile yaklaşık 35-40 pound tutuyor ama trafiğe yakalanma riski var ki o zaman 1 saate yakın sürebilir yolculuğunuz.
2) Hızlı Heatrow Express’i. Pedington İstasyonu’na 15 dk’da varıyor, tek kişi 14 pound.
3) Heatrow Connect: normal tren ve 25-30 dk’da Padington İstasyonundasınız, bilet fiyatı 9,5 pound.
4) En ucuz ulaşım underground veya tube denen metro. Piccadilly Line ile bu hat üzerindeki en merkezi yer Piccadilly Circus’a 35-40 dakikada varıyorsunuz. Biletler 3,5 pound.    

Öneriler:
·        Bir Londra ve metro haritası alın. Havalimanlarındaki Information Center’dan alabilirsiniz. Metro haritaları ise her metroda var.
·        Londra 6 bölgeden (zone) oluşuyor. Turistlerin ağırlıklı bulunduğu yerler ilk 2 bölgede. Çocuklar ile gezerken de 1-2 bölgeleri için günlük Travel bilet (Day Travel) alınız. Bu bilet ile bir tam gün (aldığınız saatten ertesi sabah saat 04:00’e kadar) gerek metroyu gerekse otobüsleri kullanabiliyorsunuz. Metro hatlarına girişte ve çıkışta bu biletinizi kullandığınız için iyi saklayın.
·        Londra’da çok gelişmiş ve her biri farklı renklerde olan 11 yer altı, 1’i yer üstü metro hattı var. Otelinize ve gideceğiniz yerlere en yakın metro hatlarını önceden tespit ederek çok rahat ve hızlı gezebilirsiniz.
·        İngiltere’ye nisan veya öncesinde giderseniz soğuk ve yağmur nedeniyle istediğiniz gibi keyif alamama riskiniz var. Nisanda en yüksek sıcaklık 15 C.
·        Nisan-mayıs ayında çok kalın giyinmeyin, içinizde kısa kollu, üzerinizde hafif kazak/ hırka ve yağmurluk gibi kat kat şeyler olabilir. Gölgede üşüdük, güneş altında (tek gün bile olsa) terledik. Yazın gidenler de akşamları Thames’den gelen serinlikle üşüyebiliyorlarmış, özellikle Türk bayanlarına duyurulur.
·        Şehre ilk gidenler için üstü açık turist otobüslerini öneririm. Tabi ki hem hava ve mevsim güzel olmalı hem de 3 tam gününüz olmalı ki trafikte çok zaman kaybetmeyin. 24 saatlik ve 48 saatlik biletlerden alabilirsiniz. İkisi arasında pek bir fark yok.15 dakikada bir kalkan bu otobüsler ile şehrin güzelliğini ve ana yapılarını görebiliyorsunuz. Ayrıca Thames Nehri gezisi de hediyesi. Bu otobüslerin duraklarında inip, gezip aynı güzergahtan geçen sonrakilerine binebilirsiniz. Yalnız unutmayın ki metroya göre çok yavaş çünkü Londra’da da trafik sorunu var.

Çocuklar İçin Görülebilecek Yerler

Kısıtlı olan 2,5 günlük zamanımızı 3 gruba ayırdık. Merkez, Doğu Londra, Batı Londra.

·         Merkez:
London Eye ve Sea Life (London Aquarium) (birbirine iki komşu yer)

·         Doğu Londra:
Tower (London) Bridge, Tower of London (Londra Kulesi), London Dungeon (Londra Zindanları). Dönüşünüzü metro veya otobüs ile değil, Londra Kulesi’nin hemen önündeki iskeleden kalkan nehir gezinti tekneleri ile yaparsınız ve Westminster önündeki iskelede inersiniz.

·         Batı Londra:
Madam Tussaud’s, Sherlock Holmes, Londra Hayvanat Bahçesi, Buckingham Sarayı veya Hyde Park. Madam Tussaud’s mumyalarından ziyade “4 boyutlu Heroes” gösterisi etkileyici idi. Zaman kısıtı nedeniyle hayvanat bahçesine gidemedik. Buckingham Sarayı’nın belli kısımları halka açık olduğu için sadece önündeki askerleri selamladık. Zamanınız olursa saray atlarının ve at arabalarının sergilendiği “ahırları” gezmenizi öneririm.   



Bunların dışında veli olarak Londra’ya has havayı koklamak isterseniz her akşam Oxford Circus, Soho, China Town, Piccadilly Circus, Regent Street, Covent Garden’da yürüyüşler yapıp bir şeyler atıştırabilirsiniz. Regent Street’teki 6 katlı Hamley’s Oyuncak Merkezi 9 yaş altı küçük çocuklar için ilgi çekici olabilir. 9 yaşındaki kızıma çok hitap etmedi. Onun tercihi hemen karşıdaki Apple Store idiJ

Bunun dışında metroda reklamını gördüğüm ama zamanımız olmadığı için deneme imkanımız olmayan Harry Potter filminin çekildiği Warner Bross stüdyolarını görebilirsiniz. Bilgi için www.wbstudiotour.co.uk adresinden bilgi alabilisiniz.
Aklınızda bulunsun;
(!!!) London Eye, Sea Life, Tower of London ve London Dungeons önündeki biletçilerde bu 4 yer için kombine almanız durumunda %25’e varan indirimler var.

(!!!) Biletinizi alırken üzerine fark koyup Fast Track denen ve uzun bekleme kuyruklardan kurtulmanızı sağlayan VIP hizmetini almanızı öneririm. Çünkü tam bir turist cenneti olan Londra’da bekleme kuyruklarında 45 dk’ya varan zaman kayıpları sözkonusu olabiliyor. Londra Zindanları’ndaki çok ağır ilerleyen sırayı görünce elimdeki bileti kişi başı 5 pound ödeyerek VIP seviyesine yükseltmek durumunda kaldım.


·         Londra Kulesi ve Yeoman Warders:

1078 yılında Fatih William’ın emriyle yapımına başlanmış olan bu kuleden çevirme kale 1000 yıllık İngiltere tarihine tanıklık yapıyor. Kale, hapishane ve saray olarak kullanılmış olan bu tarihi mekanda İngiliz Kraliyet Mücevherleri’nin sergilendiği bir kısım, Anne Boleyn, Edward V, Guy Fawks, Sir Thomas More gibi ünlü kişilerin idam edildiği bölümler, işkencehaneler, kulenin ilk halindeki orijinal dekorasyonların bulunduğu kısımlar, Hainler Kapısı gibi bölümler bulunmakta. Bu tarihi mekanda bulunan kişilerin ve yaşanan olayların hikayelerini, sarayın özel muhafızları olan Yeoman Warders’lardan dinleyebiliyorsunuz. Bu arada bu kulenin tarihi kadar eski olan “kuzgun”ların da bu Yeoman Warders’lar tarafından yetiştirildiğini ve korunduğunu da belirteyim. İnanış odur ki, kuzgunlar Londra Kulesini terk ederse Londra felaketlere uğrayacak ve sonu gelecek. İşte bu yüzden kuzgunların devamlılığı için özen gösterilmekte ve hatta kanatları kısaltılmaktaymış.  




·         Apple Store

Regent Street’te büyük bir mağazası olan Apple Store’da I-Pad başta olmak üzere tüm Apple ürünlerini tecrübe edebiliyorsunuz. İki katlı bu mağazada sizlere hizmet veren onlarca sayıda mağaza elemanı bulunması Türkiye’de görmeye alışık olmadığımız bir durum. I-PAd fiyatları Türkiye’ye göre avantajlı ve ayrıca vergi iadesi imkanından da yararlanıyorsunuz. 30 Nisan’da I-Pad 2 (3G) için 429 pound ödedik ve ertesi gün havalimanında 50 pound iade aldık. 

İngiltere tarihi hakkında ilginç bilgiler;

İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu. Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, aziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.

Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti.Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın' (Don't throw the baby out with the bathwater) deyimi buradan gelmektedir.

Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce'deki 'kedi-köpek yağıyor' (It's raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.

Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.

Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini, topraktan başka bir şeyden yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır. Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı 'thresh hold' (saman tutan; Türkçesi "eşik") idi.

Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. 'Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük' (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. Bazen domuz eti buluyorlar, o zaman çok seviniyorlardı .

Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna 'yağ çiğnemek' (chew the fat) adı veriliyordu.

Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.

Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı . Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için, içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında 'tabak ağzı' (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu. Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı.

Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna 'uyanma' nöbeti deniyordu.

İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir 'kemik evi'ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti (graveyard shift) denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur (saved by the bell) bazıları da 'ölü zilci' (dead ringer) olurdu.

İngiltere, Birleşik Krallık ve Biritanya farklı kavramlardır.

          Birleşik Krallık = İngiltere + İskoçya + Galler + Kuzey İrlanda
          Britanya = İngiltere + İskoçya + Galler

Birleşik Krallık Bayrağının Anlamı:
Sadece İngiltere‟yi temsil eden beyaz zemin üzerine kırmızı hac işareti St. George's Cross olarak adlandırılmaktadır. Sömürgecilik ve denizciliğin ilk gelişme yıllarında İspanyolların büyük ataklarına karşılık İngilizler de çeşitli atılımlar yapmışlar ve batıya doğru ilk seyahatlerinde şimdi ki Amerika kıtasının doğu kıyılarına ulaşmışlar. Bunu kral adına yapan ilk kişi de Cabot isminde birisidir ve gemisinde ülke tanıtımı olarak da, gemisinde bulunan George (sonradan aziz olarak anılacaktır) isimli kraliyet görevlisinin onun hazırladığı beyaz üzerine düz hac kullanmış ve o günden beri de İngiltere‟nin tanıtımı olarak da o bayrak kullanılagelmiştir. Birleşik Krallığı ifade eden lacivert/kırmızı/beyaz bayrak ise Union Jack olarak bilinmektedir. Ortasındaki St. George's Cross (İngiltere) dahil olmak üzere, üzerindeki her renk bölgesi o zamanlardaki 13 eyaleti temsil etmekte olduğu söylenmektedir. Bununla birlikte Birleşik Krallığın kurulusundaki üç önemli milletin bayrakları üst üste bindirildiğinde şu andakine benzer bir şey çıkmaktadır.

(Birleşik Krallık-Union Jack) = (İngiltere-St George)+(İskoçya-St Andrew) + (K.İrlanda St Patrick)

Birleşik Krallık/ Union Jack







İngiltere / St George

İskoçya / St Andrew
K.İrlanda / St Patrick

İngiltere tarihi

İngiltere‘nin bilinen ilk yerlileri Keltlerdir. Romalılar, Batı Avrupayı istila ederken İngiltere’yi de fethedip (MS 1. yy) adaya “Britania” adını verdiler. Roma egemenliğinin dört yüzyıl sürmesine karşın ülke bu durumdan fazla etkilenmedi. 5. yy’dan itibarenAnglus ve Sakson halklarının karışımından oluşmuş Anglosakson akınları, Keltleri kuzeydeki (İskoçya) ve batıdaki (Galler) dağlık yörelere göç etmek zorunda bıraktı. Bu göçler sonrasında İngiltere büyük ölçüde Anglosakson kültürü etkisine girdi.

Anglosaksonlar 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. 8. yüzyılda Roma İmparatorluğu ve İrlanda’nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul ettiler. 795’te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı.Danimarkalı Büyük Knud, Büyük Britanya adasını tamamen fethetti. Anglosakson hanedanından Edward (1042-1066) Ingıltere’nin bağımsızlığını sağladı.

Onun ölümü üzerine tahta geçen Harold’u tanımayan Normandiya Dükü I. William(Fatih William diye de bilinir), taht üzerinde hak iddia etti ve ülkeye beş yıl süren savaşlar sonucunda egemen oldu. Normandiya kralları ve özellikle ilk Anjou’lu hükümdarlar Fransa’da geniş ve zengin topraklara sahiptiler. İngiltere Krallığı bir süre Avrupa’da Somme VadisindenPirene Dağları’na kadar uzanan büyük bir mülkün uzantısı gibi yaşadı. Norman işgalinin önemli bir sonucu, Anglosakson kültürüyle Fransa’dan gelen Norman kültürünün birbirine karışması oldu. İngilizce dili de bu kültür karışımından önemli ölçüde etkilendi.

Avrupa ile ilişkiler İngiltere Krallığı ile Fransa Krallığını uzun savaşlara sürükledi. Bunların başlıcası 1337-1453 seneleri arasında süren Yüzyıl Savaşlarıdır.

Üçüncü Henry, Galler ülkesinde üç beyliklerinin gelişmesini destekledi ve 1170 yılında İrlanda’da “Pale” sömürgeleri kuruldu. Birinci Edward, Galler ülkesini fethetti. Etkisini İskoçya’ya kabul ettirmeyi denedi. 1215′de İngiltere Kralı John’a karşı ayaklanan asiller bu kralla zorla Magna Carta adlı bir belge imzalatıp ilk defa o zamana kadar ancak tanrıya karşı yetkileri olduğu kabul edilen kralın halka karşı yetkileri de olduğunu kabul ettirmişlerdir. Bu belgenin insan haklarıyla ilgili ilk yazılı antlaşma olduğu kabul edilir.

Daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda İngiltere Krallığı birtakım sosyal, dini, siyasi karışıklıklara sahne oldu. 1349′da İngiltere’ye gelen “Kara Ölüm” adı verilen Büyük Veba Salgını İngiltere nüfusunun çok büyük bir oranının ölmesine, şehirsel ve kırsal nüfusunun önemli kısımlarının kaybolup ülkenin sosyal ve ekonomik hayatının yeniden değişik kurumlarla yenileşmesine neden olmuştur. 1455-1487 döneminde York Hanedanı taraftarları ile Lancaster Hanedanı taraftarları arasında çıkan iki tarafın amblemi Yorkluların “beyaz gülü” ve Lancasterlıların “kırmızı gülü” dolayısıyla Güller Savaşı adını alan iç savaş İngiltere’yi çok etkilemiştir. Bu savaş sonunda Lancasterlıların galibiyeti ile bitip Tudor Hanedanı İngiltere Krallığı’nı eline geçirmiştir.

Tudor Hanedanı Döneminde İngiltere Krallığı güçlenerek İskoçya’yı geride bıraktı. Tudor Hanedanı’ndan VII. Henry ve VIII. Henry (1458-1541), parlamentoyu kullanarak ülkede düzen ve birliği sağlamlaştırdılar, krallık otoritesinin halkın kabullenmesini sağladılar. VIII. Henry kilisede de reform yaptı ve İngiliz deniz gücünü kurdu.

İ. Elizabeth (1558-1603) Anglikanizmi İngiltere’nin resmi dini olarak kabul edip Katolik direnişini kırdı. İ. Elizabeth 1588 yılında Avrupa’nın en güçlü donanması olan İspanyol Armada’sını yenilmez İspanyol armadası’nı bozguna uğratarak Britanya İmparatorluğunun temellerini attı. İrlanda’yı İngiltere topraklarına kattı. Saltanatı döneminde edebiyat ve sanatta önemli gelişmeler yaşandı. İ. Elizabeth’in uzun ve başarılı saltanatında İskoçya’da İngiliz etkisinde farklılık görülmeye başlandı. İngiltere’deki “Tudor hanedanı”yla, İskoçya’daki “Stuart hanedanı” arasındaki evlenmeler, iki geleneksel düşmanı birbirine yaklaştırdı.

17. yüzyılda giderek güçlenen İngiltere Krallığı 1607de kurulan Jamestown kolonisi ile başlayarak Kuzey Amerika’da koloniler kurdu. Birçok İngiliz ya yeni bir hayat yaşamak üzere ya da “Resmi Senetli Hizmetkar” olarak Kuzey Amerika’ya yerleştiler.

1603′de İskoçya Kralı Vİ. James, İ. James adı ile İngiltere kralı oldu ve İngiltere Krallığı için “Stuart Hanedanı”‘nı başlattı. 1603′den 1707′ye kadar hem İskoçya Kralı ve hem de İngiltere Kralı olan aynı kişi, uluslararası hukuka göre iki ayrı devleti idareye başladı.

İ. James’in oğlu olan I. Charles döneminde krallığın mali masraflarını karşılama yüzünden 1642-1651′de parlamento ile krallık taraftarları arasında İngiliz İç Savaşı adı verilen bir savaş ortaya çıktı. Parlemento güçleri bir seri savaştan sonra Krallık taraftarlarına hakim geldi. Önce parlamento idaresinde (1649–1653) bir devlet kuruldu. Ocak 1649′da eski kral I. Charles Londra’da idam edildi ve İngiltere bir cumhuriyet haline geçti. Sonra da Oliver Cromwell iktidarında (1653–1659) kısa süren “Commonwealth” adı verilen bir cumhuriyet kuruldu.

Cromwell’in ölümünün ardından parlamento iç karışıklıkları önlemek için 1658′de sürgündeki kral II. Charles’i krallığı yeniden kurmak üzere İngiltere’ye davet etti. 1658′den 1685e kadar Sturat Hanedanı hükümet dönemine “Restorasyon Dönemi” denilmektedir.

Stuart hanedanından II. Charles’in kardeşi olan ve onun yerine 1685′de İngiltere Kralı olan II. James’in katoliklere karşı yakın tutumu dolayısıyla kızı II. Mary ve onun kocası Hollanda Cumhuriyeti Hükümdarı olan III. William ”Muhteşem Devrim” adı verilen bir devrimle İngiltere Krallığı’nı ellerine geçirdiler.

İİİ. William’ın krallık dönemiden sonra 1702′de kızı Anne (Büyük Britanya) hem İngiltere Kraliçesi hem de İskoçya Kraliçe olarak tahta geçti. Ayrıca İrlanda Kraliçesi unvanın da taşımaktaydı. 1707 yılında İngiltere Krallığı ve İskoçya Krallığı parlamentoları “1707 Birlik Kanunları” adlı kanunlar kabul edip iki krallığı birleştirdiler. Bu yıla kadar ayrı ayrı İngiltere Kraricesi ve İskoçaya kraliçesi olan Kraliçe Anne yeni kurulanBüyük Britanya devleti kraliçesi oldu. Hukuken Kraliçe Anne ayrı olarak “İrlanda Kraliçesi” unvanını taşımaktaydı. 1800′de çıkarılan “1800 Birlik Kanunu” ile “Büyük Britanya Krallığı” ile “İrlanda Krallığı” birleştirilip “Büyük Britanya ve İralanda Birleşik Krallığı” yani tek bir Birleşik Krallık kurulması bu devlet hukuken ortaya çıkmış oldu.

Ama birçok tarihçi için Birleşik Krallık tarihi 1707′de kurulan “Büyük Britanya” ile başlar.